MAĞRUR FİL ÖLÜLERİ-BEN NASIL GÖRDÜM?



         “Hiçbir yerde var olmaz dünya sevgilim,
           İçimizden başka.
          Dönüşümlerle geçer yaşamımız,
          Ve azalarak yiter dışarısı.”
                                               -Rilke.

Güçlerimiz ve güçsüzlüklerimizle kendimizi kabullenmek irili ufaklı tümsekler barındırır. Kafamızda durmaksızın dönen hatalarımıza karşın kendimizi sevmek için sonsuz bir arzuya sahibizdir. Peki, bir başkasını sevmek, tümüyle kabullenmek insanı ne denli çıkmaz yollarla karşılaştırır? Hissettiklerimizin verdiği o özel güç, çıkmaz yolları aşılır etmeye yeter mi? Evet, biliriz ki bu güç kendimizde razı gelemediğimiz kusurlarımızı bir başkasında olağan gösterecektir. Üstelik kabullenmenin ötesinde olmazları olur yapma inancına da sahip olmamızı sağlayacaktır. Fakat yeter mi? Çözemediklerinin üstünü örterek yettirmeye çabalayan bir çiftin hikâyesi, Mağrur Fil Ölüleri.

Mağrur Fil Ölüleri, Cahit ve Belkıs çiftinin evinde geçen bir yılbaşı akşamına açılır. 1970’in karşılandığı gecedir. Cahit’in kitaplarına gömülüşü, Belkıs’ın dans edişiyle oyun başlar. Farklı olduklarını henüz ilk saniyelerde anlarız. Cahit, rasyonellik adı altında çizdiği çemberden çıkmaya direnmektedir. Belkıs ise ikisi için daha mutlu ve belki de biraz daha normal bir hayat isteğindedir. Aralarındaki bu ayrımın yıkıcı etkisinden korunmak için her ikisi de fedakârlıklar yapmayı seçer. Fakat bir fedakârlık olarak susmak onları yorgun düşürecektir. Biz, çiftin konuştuğu bir geceye tanıklık ederiz. Bu sebeple tüm yorgunluklarını gördüğümüz gibi konuşmanın onlar için bir çözüm olmadığını da anlarız. Bu çözümsüzlüğün sebebi, ortada bir suçlu ya da mağdur olmamasıdır. İçlerine gömdükleri kırgınlıkların karşı tarafta istenilen yanıtı yoktur. Yani, “Bir daha yapmayacağım!”, “Özür dilerim.” ya da “Beni affet.” kavgaları değildir bunlar. Dönemlerinin siyasi ayrışmalarından onlar da pay almış, kayıplar vermişlerdir. Acı ortak olsa da birbirine uymayan inançları bunu beraber yaşamalarına engel olur ve yeniden susmayı seçerler. Tanık olduğumuz gecede, hiç paylaşmadıklarını ortaya atan ve hazmetmeleri gerekenlerin çokluğunu gören Cahit ve Belkıs bir yıkımın içine sürüklenir. Ancak bu yıkım onları koparmaz. Aralarındaki bağ öylesine köklüdür ki birbirlerinden gitmek bir seçenek değildir. Beraberken yalnız hissetseler dahi kapı ayrılığa açılmaz. Bu ikilemden dolayı oyun boyunca sesler ne kadar yükselirse yükselsin alçalacaktır. İlginç ve zor olan da budur. Kimisi için alışkanlık kimisi için aidiyet, Belkıs ve Cahit’i bu mutsuz ilişkiye bağlı kılar. Durumu kolaylıkla sevginin bir noktada yetersiz kaldığına yorabiliriz. Öyleyse Belkıs ve Cahit için ideal olan nedir? Ayrı olmak mı? Birbirlerine döndükleri her an sahip oldukları şeyin, vazgeçilmez olduğunu hissetmemiz, yanıt vermeyi zorlaştırır. Sanırım, cevap, "Bir ilişkinin amacı mutluluk mudur?" gibi sallantılı bir soruda gizlidir.

Hakan Tabakan’ın yazdığı Mağrur Fil Ölüleri, dili, dönemi işleyiş şekli ve çizdiği ilişkinin derinliği ile dopdolu bir oyun. Sezin Bozacı, duygusal ve güçlü bir kadın olarak Belkıs’ı sunuyor. Sarp Aydınoğlu ise Cahit’in ayağı yere basan duruşuna karşı korkularını gösteriyor. Oyunculukların başarısı, çiftin içinde olduğu karmaşıklığı anlamamızı sağlayan şey oluyor. Mağrur Fil Ölüleri, dönemin havasını dekor ve kostüm tasarımı ile yansıtmış. Fincanlardan, kitaplara ve kıyafetlere kadar eski kokan bir oyun. Müzikleri –ki oyundan sonra bir süre dinleme isteği yaratıyor- ve ışık düzeni de Belkıs-Cahit ilişkisinin dramatikliğini güçlendiriyor. Tüm ayrıntıları ile Semaver Kumpanya’nın oyunu, bir ilişkiyi incelediği gibi hayatımız boyunca karşımıza çıkanların bizdeki değiştirici etkisini de göz önüne sunuyor.

Severken sevilmek büyük bir şans olsa da yüklediği sorumluluktan bağımsız değildir. Korkularımızla verilen bir mücadele olmaksızın, yanlış gördüklerimizi delmeksizin bir ilişki var olmaz. Sevgimizin bizde yarattığı bu değişimler, bizi istediğimiz yere ulaştırmasa dahi bir zorunluluktur. Çünkü o anda sahip olunan, gerçekçi ya da faydacı bir bakışla ötelenecek kadar değersiz değildir. Belkıs ve Cahit için ayrı düşmek bu nedenle imkânsızdır. Öyleyse onlar için neyin en doğru olduğunu bulmak da anlamını yitirir. Onlar birbirileri için hem bir şans hem de kaçınılmaz bir mutsuzluk olurlar. Beraberken yalnız kalmadığımız günler olsun!


Yorumlar

Popüler Yayınlar