KUŞLAR - BEN NASIL GÖRDÜM?


“Bulabilseydik yalın ve arık bir insanca yer keşke,
Bize ait verimli toprak parçası, ırmaklar ve kayalar arasında.
Aşıyor bizi de yüreğimiz çünkü, başkalarını aşar gibi
Ve bakamıyoruz yüreğimizi yatıştıran imgelere,
Ve dahi tanrısal gövdelere, kendi yüceliğine kavuşmuş.”

                                                                                                  -Duino Ağıtları, Rilke.

Kuşlar’ı 2500 yıl önce kaleme alan Aristofanes, Atina’da –demokrasinin verdiği özgürlük vaadine karşın- gördüğü eşitsizliklerden ve savaşlardan bıkar. Taşıdığı daha yaşanabilir bir diyar arzusu, Kuşlar’ın çıkış noktası olur. Bir yandan kuşların renkliliği ve özgürlüğüyle içinde coşku barındıran komedya, diğer yandan da var olacak her düzenin aynı dertlerin yakasına düşeceğini anlatıyor. Semaver Kumpanya, Kuşlar’ı eline alıp her tarafını çekip çevirerek kelimelerle ve onların getirdiği anlamlarıyla oynuyor. Sonuçta seyirciye yepyeni bir şey sunuyor. Daha fazla mizah barındıran, daha fazla bizim olan bir Kuşlar. Bu nedenle Semaver Kumpanya’nın Kuşlar’ı diyerek başlamalı söze.

Atina’nın adaletsiz düzeninden kurtulmak isteyen iki arkadaş, kendilerine bir toprak bulma ümidiyle yola çıkar. Akıl danışmak için eskiden insan olan Hüthüt kuşunun yanına giderler. Çünkü Hüthüt kuşu hem insan gibi düşünebilir hem de uçabilmesi sayesinde her yeri görmüştür. Konuşmaları sonucu istedikleri düzenin var olmadığını fark edip kuşlarla kendi şehirlerini kurmaya karar verirler. Yeni kurulacak bu yapı, iki arkadaşın kaçtığı her şeyi barındıracaktır. Aristofanes bu yolla ayrışmanın var olma sürecini ve kaçınamazlığını gösterir. Yani metin, içinde insanın olduğu bir yerin her daim hırslarla ve bencillikle kirleneceği savını yansıtır. Oyunun başında kuşlarda -insanların tanımladığı şekilde söylersek- amaçsızlık vardır. İki insanın onları bir devlet kurmaya ikna etmesi sefilliklerine inandırmasına dayanır. Kuşları daha fazlasını istemeye davet eden insanoğlu onlara amaç aşılar. Bu amaçla sahip olduklarını kaybetmeye başlarlar. Anlarız ki onların amaçsızlığı sahip oldukları özgürlüğün de sebebidir.

Semaver Kumpanya'nın Kuşlar’ı, her köşesinde gönderme ve alay barındırıyor. Fazla sesli ve hareketli bir şekilde başlıyor, yaklaşık 3 saat boyunca da aynı tempoyu koruyorlar. Verilen mesajları kimi zaman geçiştiriyor, kimi zaman da doğrudan bağrıyorlar. Böylece aslında seyircinin kendi kafasından geçirdiği tepkileri seslendirmiş oluyorlar. Sahnede biri özlü bir söz söylediğinde bir başkası “Of! Yine yapıyor.” diyor ya da “Kamu spotu!” diye bağırıyor. Bu, seyircinin salonda çok daha rahat hissetmesini ve eğlenmesini sağlıyor. Seyirci ile etkileşimlerinin bu denli güçlü olması çok etkileyici. Oyunun temel noktası, içinde bulunduğumuz gerçekliği basite indirgeyerek sebepleri ve sonuçları sorgulaması. Bu sebeple seyirciyi bilinçli bir huzursuz etme durumu var. Huzursuzluğu bize en çok veren Serkan Keskin’in canlandırdığı Güvendost’un değişimi oluyor. Yönetimden kaçarak başladığı oyuna kral olarak son veriyor. İlk andan itibaren Güvendost’un öne geçme isteği ve bunun aptallığı seyirciye veriliyor. Bu nedenle değişimini kabullenebiliyoruz. Oysa Güvendost’u yollara düşüren arkadaşı Umutlugil hiçbir zaman herkes için yaşanabilir olandan kopmuyor. Bu yönüyle de oyun, tamamen menfaatçi insan ırkı tanımlamasını kırıyor. Güvendost’a her saniye uzaklaşırken Umutlugil’e yakınlaşıyor ve onunla beraber başka bir yer arayışına girmek istiyoruz. Semaver Kumpanya, müzikleri, sahneyi kullanış biçimi ve oyunculuklarıyla -kendi deyişleriyle- Aristofanes’i Kocamustafapaşa’ya tam anlamıyla taşıyor. Yani, onları izlemek sadece Kuşlar’ı değil; düşünen, emek veren ve başaran bir ekibi de izlemek anlamına geliyor.

Bambaşka bir dünyadan bugüne uzanan yazısını yazarken Aristofanes, bu kadar yıl sonra hâlen okunabileceğini düşünür müydü? Ya da insanların daha iyiye olan hasretinin süreceğini? Şüphesiz tüm bunları düşünmesi onu tümüyle kötümser yapardı. O zaman Kuşlar, kötümser bir pencereden bu arzunun karşılıksızlığını mı söyler? Aksine, insan oyun sonunda bu arzusuna sıkı sıkı sarılmak istiyor. Çünkü sanırım içten içe biliyoruz ki o istek, burayı kötünün ötesine geçmekten koruyan şey ve ancak o isteğin varlığında tüm saçmalıklar açığa çıkar. Arayışı sürdürdüğümüz günler olsun!

Yorumlar

Popüler Yayınlar